https://tutellerinden.org/v1/magaza/

https://tutellerinden.org/v1/magaza/
https://tutellerinden.org/v1/magaza/

25 Ocak 2016 Pazartesi

KONUK YAZAR; ELİF BAŞKALAYCI'DAN "BAYIRBUCAK'LA 3.BULUŞMA"





























       Her şeye vakit ayırabildiğimiz bu hayatta ihtiyaç sahiplerine ulaşıp yüreklerine biraz da olsa su serpmeye çalışmışız çok mu?
Bizler bir grup gönüllü 16 Ocak 2016 tarihinde, Hatay’ın Yayladağı ilçesinde Bayırbucak’lı Türkmen kardeşlerimiz ile bir aradaydık. Suriye sınırında çarpışmakta olan abilerinden, eşlerinden, evlat ve babalarından sebep üzüntülerini yok edemezdik belki ama yüreklerine dokunup, dertlerine ortak olup, bir ihtiyaçlarını giderip küçücük de olsa bir faydamız vuku bulur dedik. İnanın çok istedik kardeşlerimiz için faydalı olmayı. Çok istedik çocukların yüzünü bir an olsun güldürmeyi ve onlara içinde bulundukları zor yaşam koşulları altında biraz olsun destek verebilmeyi…
     İşte bu doğrultuda yola çıkan Türk Hava Gönüllüleri Yardım Kulübü’nün, bölgeye olan üçüncü yardım kampanyası gerçekleştirilmiş oldu. Üstelik yalnız değildik. Her ne kadar aralarına yeni katılmış olsam da hiç yabancılık hissetmediğim güzel yürekli bir grup gönüllünün yanında bulmuştum ben de kendimi. Birlik olmaktan neler doğmazdı ki? Nitekim Türk Hava Gönüllüleri, Tut Elimi Derneği ve Gezgin Gurme ekibi ile bir arada oluşan sinerjiden müthiş bir yardım organizasyonu gerçekleştirildi. Erken kalkan erken yol alırdı tabii ki, uçağımızın İstanbul’dan sabah 5:30’da kalkmasına bu nedenle memnun olmuştum. Vakit lazımdı bizlere, enerji lazımdı bir de, öyle ki merhametlerinin yanında enerjilerinden de sual olunmayacak çok dinamik bir ekibin içindeydim. Bir de pırıl pırıl bir hava lazımdı ki bize yardımlarımızı hızlıca evlere ulaştırabilelim. Şükür ki güneşli bir gün karşıladı bizi Hatay’da, biraz soğuktu sanki ama koşturmacadan hissetmeyecek gibiydik.
    Gönüllüler olarak her birimiz kendi ailelerimiz, iş ve sosyal çevrelerimizden bağış olarak topladığımız giyecek, ilaç, oyuncak gibi yardımları ve maddi destekleri yanımızda getirmiştik. Hava alanında tüm bunları toparlayıp bir araya getirdikten sonra Yayladağı’na doğru yola çıktık. Yardım amaçlı son alış verişlerimizi yaptığımız bir ara noktada mola verdikten sonra artık tamamiyle hazır bir şekilde yolumuza devam ettik. Nihayet Yayladağı’na varmıştık. 1000 kolilik gıda yardımlarının bulunduğu aracımız bizi bekliyordu. Gönüllüleri fark eden Türkmen aileler yanımıza gelip bizlere sıcak bir hoşgeldiniz dediler, pırıl pırıl çocuklar meraklı ama bir o kadar da çekingen halleriyle etrafımızı sardılar. Kucaklaştık onlarla, hal hatır sorduk birbirimize, görünür olan bir durum vardı ki o da şuydu; onlar bize biz onlara iyi gelmiştik. Hemen orada çocuklara bisküvi ve çikolata dağıtıp neşelendirmeye çalıştık. Hiç unutmadığım bir şey de bisküvi verdiğim bir çocuğa ikincisini vermek istediğimde “abla ben aldım daha önce” demesiydi, yokluğu bilen ve olmayanla paylaşmayı bilen çocuklardı onlar. Fazlasına değil sadece yeten kadarına ihtiyaçları vardı aslında ve elimizden geldiğince onlara birşeyler götürebilmek iyilikten ziyade bir gönül borcuydu bizler için. Merhamet etmeyene merhamet olunmazdı ve komşusu açken tok yatan bizden değildi, bunu biliyor ve bundan yola çıkıyorduk biz…
    Akşam hava kararıncaya kadar tüm gıda paketleri ve tüm giyecek yardımları sokak sokak gezilerek evlere dağıtıldı. Evde kimse yoksa kapısına bırakıldı, aracın arkasından koşan bir ihtiyaç sahibi varsa ona verildi. Oyuncaklar dağıtıldı, toplar dağıtıldı, çocuklar güldü, biz güldük, ortalık şenlendi. Sağlık merkezine gidip ilaçları teslim ettik, hastalık sebebiyle orada bekleyen kardeşlerimize ikramlar dağıttık, birden ortalık bayram yerine döndü sanki! Yetimhane ziyaretinde bulunup gıda kolilerimizi teslim ettik, bebekleri kucakladık, çocuklarla konuştuk. İnşaAllah bir an olsun unutmuşlardır savaşın getirdiği acı tadı. Çocuklar onlar, eşit şartlarda yaşayamıyoruz maalesef ama en azından görmezden gelmeyelim, ellerini tutalım istedik.
    Gün sonunda yanımızda dağıtacak bir şeyimiz kalmamıştı, tüm yardımları ihtiyaç sahiplerinin istifadelerine sunmuştuk, keşke daha fazlasını yapabilseydik. Biliyor musunuz tüm bunları yaşarken sınırın diğer tarafındaki savaşın seslerini duyduk biz, sabahtan akşama kadar bombardıman sesleri. Önce anlamadık sonra öğrendik ki gerçekten bomba sesiymiş onlar. Türkmen aileler artık kanıksamış bu sesi, çocuklar öğrenmiş sesin neden ve nasıl geldiğini. Çok üzüldük gerçekten, hepsinin çok ama çok mutlu olmalarını ve tez zamanda huzur bulmalarını istedik.
    Şöyle bir an vardı, onu da hiç unutamayacağım. Artık hava kararmış, yardım aracımızdaki tüm malzemeler boşalmıştı. Ekip olarak aracımızın hareket etmesini bekliyorduk. Arabadan indim ve az ilerideki bir yıkık çeşmenin önünde oturan bir küçük çocuğun yanına gittim. Adı Ömer. Ömer’in yanındaki taşın üzerine oturdum, göz göz geldik ve gülümsedik birbirimize. En sevdiğim gofretten iki tane kalmıştı, birini Ömer’e verdim, birlikte gülümseyerek yedik. İnanın hala bomba sesleri geliyordu. Hava çok soğuktu ama Ömer üşümediğini söyledi. Maalesef bomba sesini duyarak gofretlerimizi yedik biz. Minik Ömer’in o an bir çocuk parkında olmasını dilerdim! Sonra Ömer’in akrabaları ve komşuları olduğunu öğrendiğim diğer küçük çocuklar geldiler yanımıza. Telefonumu aldım, hepimizin birlikte fotoğraflarını çektim. “Hadi şimdi bir de böyle bakalım, şimdi böyle poz verelim çocuklar!”. Böylece birlikte bir sürü güzel fotoğrafımız oldu, bakınca mutlu olduğum, çocukların gülümsediği neşeli fotoğraflar. Sonra hadi artık hava çok soğudu, evlerinize dönün çocuklar deyip hepsine teker teker sarılıp öptüm, isimlerini öğrenmiştim, isimleriyle uğurladım onları, onlar da beni. İnşaAllah bir sonraki ay yine görüşeceğiz çocuklar…Bu hayatta eşit koşullarda yaşamıyoruz, sizlerin yükü sizden çok büyük maalesef! 

     Biz gönüllüler aracı olup başka gönüllülere de ulaşarak, siz kardeşlerimizin yüzünü güldürmek için uğraşacağız. Bu değerli organizasyona katkı sağlayan ve bizlere de aracı olan tüm gönüllü arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç biliyor, haklarını helal etmelerini diliyorum. Allah hepinizden razı olsun, bir sonraki Bayırbucak organizasyonumuzda tekrar görüşmek ümidiyle…

Elif BAŞKALAYCI